Hazanda hüzün senfonisi…

Mevsimin adı sonbahar olsa da, yaprakların yeşilden sarıya ve kızıla doğru dönmesi ile farklı bir bahar havası yaşanır önce. Bu rengrenk süreç, yaprakların ölüm habercisi ağaçların çıplak kalışını hazırlayan bir aldatmacadır aslında.   Yaprakların yaşama tutunmaya çalışmasıyla başlayıp, savrulup, dökülmesi ve ölümüyle biten bu süreç, başından sonuna değin hazin bir duyguyu barındırır içinde. Belki de bu yüzden bir tek sonbahar mevsiminin ikinci bir adı vardır, Hazan…Mevsim ve mekan ilişkisi anlamında, doğanın bu döngüsünün ülkemizde en güzel yaşandığı yerlerden biri, belki de en güzeli Yedigöller’dir. Hazanla birlikte renklerin senfonisi yaşanır Yedigöller de.Evet gerçekten bir senfoni gibidir.


Senfoni sözcüğü Yunancada "bir arada uyumlu sesler çıkarmak" anlamına gelen gelir. Onca insanın ve bir birinden farklı enstrümanların uyumudur bu. Yedigöller Miili Parkında da onlarca çeşit ağaç, yüzlerce çeşit bitki ve hayvan türü, göller, derler ve çavlanlar dan oluşan inanılmaz bir uyum görürsünüz. Senfonide; Adagio, Andgietto, Andante, Allegro, Allegretto gibi farklı ritimler ve ritimsel geçişler vardır. Eğer siz de, gün doğumundan önce Yedigöller de olur ya da çadırınızı alıp bir gün konaklarsanız,  gün doğumuyla birlikte değişen ısı farkı nedeniyle göllerin üzerinde oluşan sis tabakasına ve gizemine,    yine ısı farkıyla yaprakların üzerinde inci bir gerdanlık gibi dizilen çiy damlalarına, güneşin yükselmeye başlamasıyla birlikte değişen ışık açılarının gölleri farklı renklere dönüştürdüğü ışık oyunlarına, göl üzerinde oluşan rengarenk yansımalara, rüzgarla birlikte ağaçlardan uçuşan, yolların ve göllerin üzerini kaplayan yapraklara tanıklık edebilirsiniz.  Hazanda Renklerin Senfonisi her sene kendini yeniden tekrarlasa da, hazanın küçük bir zaman diliminde yaşanır bu doğal döngü. Bu zaman dilimiyle ilgili net tarihler söylemek, değişen iklimsel koşullar, insan oğlunun doğaya yaptığı gereksiz müdahaleler nedeniyle pek mümkün olmuyor. Yaklaşık 10 senedir Natureist Fotoğraf grubuyla sürekli giden biri olarak gözlemlediğim şu. Bu süreç İlk başlarda Kasımın ikinci haftası ile son haftası arasında görülebilirken şimdiler de Ekimin son haftası ile Kasımın ilk haftasına kadar taşınmış durumda. Ve üstelik süresi de kısalarak. 

Yine ilk başlarda bu dönem Kasım ayı içinde yaşadığımız pastırma yazı diye tabir edilen döneme geliyor ve hava günlük güneşlik oluyordu. Özellikle son 5 senedir kapalı ve yağmurlu havalar da rastladık.  Bu özel dönemi kaçırmamak için hava raporlarını takip etmenizde fayda var.  Çünkü yağmur yağdığında burada gerçekten yapabilecek hiçbir şeyiniz yok. Ne içine girebileceğiniz bir mekan, ne de altına sığınabileceğiniz kapalı bir alan var. Kapalı anlan yok demişken yemek konusunda değinmek gerekiyor. Yedigöller’de yemek yiyeceğiniz bir yer de yok. Dolayısı ile yemeğinizi yanınızda götürmeniz gerekiyor. En ideal çözüm de mangal yapmak. Mangal keyfi zaten buranın olmazsa olmazı.  Ama mangalınızı yakmak için kullanacağınız kibrite kadar hiçbir şeyi unutmamanız gerekiyor. Çünkü burada eksik malzemenizi alabileceğiniz bir yer de yok. Böyle bir durumda tek çözümünü yan masadaki komşularınız olabilir ancak.Gözlemlediğim önemli bir değişim de Türkiye'nin ilk mili parkı olma özelliğini taşıyan bu güzel coğrafyanın her geçen gün daha bakımsız ve kaderine tek ediliyor olması. Bunun en önemli donesi, milli park içinde çalışan personel sayısının sürekli düşmesi. Buna paralel olarak özellikle fotoğraf çekenlerin sayısının artması ile başlayan ziyaretçi yoğunluğuyla birlikte artan kirlilik. Bunun bir kılıf hazırlama faaliyeti olduğunu düşünüyorum kendi adıma. Bu oyuna gelmemek adına giderken yanınızda çöp poşeti bulundurmaya ve giderken de çevrenizi olabildiğince temizleyerek gitmeye dikkat etmenizi öneriyorum. Çünkü kaderine terk edilen milli parkta son iki yıldır yaşanan değişiklikler de bu düşüncemi doğrular vaziyette. Büyük ihtimal “devlet iyi bakamıyor imajını yaratıp” özelleştirecekler gibi duruyor. Çünkü özelleştirmeler peşkeş çekme mantığında yapıldığından altyapısal kimi değişiklikler devlet tarafından yapılıyor, sonra satılıyor. İki sene önce park içindeki yollar yapıldı, İki misafirhaneden biri yıkıldı, diğer, kiraya verilmişti. Büyük göl üzerindeki nostaljik köprü ve diğer minik köprüler geçen sene yenilendi.  Ama personel sayısında maalesef bir değişiklik olmadı. 1636 Hektar büyüklüğündeki Milli parka bakan kişi sayısı hepi topu iki. Yedigöller’e ulaşım ise başka bir sorun. Ulaşım derken, bozuk olan yolundan bahsetmiyorum. Hatta umarım yolu asfalt yol haline getirmezler. Çünkü böyle bir durumunda ziyaretçi sayısının ciddi bir biçimde artacağı ve bu doğal güzelliğin çok kısa sürede yok olacağını tahmin etmek hiçte zor değil. Ulaşımdan kastım, buraya ancak kendi aracınızla gelebilirsiniz.


Bunun dışındaki tek alternatif, Bolu garajlardan tutacağınız taksi, ama bunun ücreti de oldukça pahalı.  Bolu’ya ulaştıktan sonra 42 km lik doğal, bozuk, çok virajlı ve yaklaşık 2 saat sürecek bir yol sizi bekliyor. Ama bu yol gözünüzü korkutmasın. Çünkü görecekleriniz ve yaşayacaklarınız tüm yorgunluğunuzu unutturacak size ve başka bir dünyada olmanın huzurunu yaşayacaksınız gün boyu. Eğer bir de fotoğrafçıysanız ya da fotoğraf makineniz varsa, doğanın özenle sunduğu “hazanda renklerin senfonisini” fotoğraflamak ayrı bir keyif olacaktır sizin için. 
Not: Bu yazıyı 2 sene önce kaleme almıştım. Ama geçen sene Yedigöller turuna gittiğimizde bizi büyük bir sürpriz karşıladı. Bolu’dan Yedigöller’e olan 42 km’lik yol, değme otobanlara taş çıkartacak kadar güzel asfalt yapılmış.  Koca koca otobüsleri görünce şok geçirdim desem yeridir. Çünkü eski yol koşullarında buraya büyük otobüslerin girmesi imkansızdı. Hal böyle olunca da, yıllardır görmediğim kalabalığı gördüm ve inanamadım. Hem çadır sayısında ciddi bir artış vardı, hem özel arabalar, hem de bunlara otobüsler eklenince 136 hektarlık alanda neredeyse adım atacak yer kalmamıştı. Ha bu arada eski yıkılan misafirhanenin oraya yeni bungalovların yapımına başlanmış. Yukarıda bahsettiğim gibi, çok yakında burası özelleştirilse hiç şaşırmayacağım. Belki de rantı arttırmak adına yeni bir Abant yaratacaklar.

Yedigöller fotoğraflarını görmek için
tıklayın
Yazı ve fotoğrafla
r Hüseyin Çağlayan

0

Yorumlar